Hatırlayacağınız üzere kardeşim Anıl Alacaoğlu’nun Üçüncü Sınıf Kadın isimli ilk romanı 2009 yılının Mayıs ayında Minima yayınevinden çıkmış, çok geçmeden 31 Temmuz 2009 tarihinde Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından “muzır” bulunarak, 1117 sayılı kanunun 4. maddesi hükmünde belirtilen sınırlamalara tabi olmasına karar verilmişti. Bu maddeye göre Üçüncü Sınıf Kadın sadece 18 yaş üstündeki okurlara satılabilecekti. Karar ile ayrıca teşhirinin ve satışının çok görünür yerlerde olmamasına özen gösterilmesi, dükkân vitrinlerinde bulundurulmaması ve herhangi bir halka açık mekânda satışının yapılmaması -ki bu kitabın fuarlara gitmesine de engel bir durum teşkil ediyor- ve hiç bir şekilde ne yazılı ne görsel olarak reklamının yapılmamasını şart koşuyordu.
Kurul bu kararı, “Eserde Türk toplumunun büyük bir bölümünün ahlaki olarak kabul etmediği eşcinsel ilişkilerin anlatıldığı, Türk örf ve adetlerine ve ahlaki değerlerine göre normal olmayan eşcinsel ilişkinin övüldüğü, bu durumun çocukların cinsel gelişimini bozacağı” şeklinde gerekçelendiriyordu. Yasağın hemen akabinde yapılan itirazda Avukat Yasemin Öz Başbakanlık Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kurulunun verdiği kararın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ifade özgürlüğüne ilişkin maddesi ile birlikte, ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesini de ihlal ettiğini belirterek Kurulun açıkça cinsel yönelim ayrımcılığı yaptığını, hukuka, anayasada teminat altına alınmış temel özgürlüklere ve uluslararası sözleşmelere aykırı, ayrımcılık ihtiva ettiğini belirterek itiraz dilekçesinde, kararın kaldırılmasını talep ediyordu.
Üçüncü Sınıf Kadın’ın 2007 yılında başlayan öyküsü kısaca böyle. Kitabın yasaklanma sonrasını, bekleyiş dönemini ve nihayetinde kitabı internette yayınlamaya karar verme sürecini yazarın kendisinden dinleyelim.
