July 19, 2011

Winter in the middle of nowhere








winter in Cappadocia
...
kapadokya'da kış


























Mount Erciyes from Cappadocia
...
Kapadokya'dan Erciyes dağı  

July 18, 2011

Bir ben ve sekiz kedi

Oğluş'umu biliyorsunuz. Yaklaşık 1,5 yıldır birlikte yaşıyoruz. İzmir'e taşındıktan 3 ay sonra da Missy önümüze atladı sokakta. Biz de bu pek bir sevimli, pek bir cana yakın kediyi sokaktan kurtaralım deyip aldık eve. Nereden bilirdik ki daha 2-3 gün öncesinde hamile kaldığını. Evet tam da 2-3 gün önce hamile kalmış doğum yaptığı günden geriye doğru saydığımızda. Velhasıl 2 yetişkin iki yavru kedi olmak üzere 9 kişi olduk evde.

O ne heyecanlı, o ne güzel bir geceydi! Missy'nin yavrularının her biri elimize doğdu. Bendeki panik görülmeye değerdi. Missy altı tane doğururken be dokuz doğurdum resmen. Ha emdiler, ha gözlerini açtılar, ha yaşayacaklar mı derken 45 günlük birer yaramazlık makinesine dönüştüler. Aralıksız 45 günüm onlarla ilgilenmekle geçti, tabi Missy ve Oğluş ile de. Missy'nin beslenmesine ayrı bir özen gösterdim. O kadar yavruya ya sütü yetişmezse diye hop oturup hop kalktım. Ama yetişti, halen de emziriyor ama yavrular artık kuru mama da yemeye başladılar. Ona rağmen annelerinin memelerine asılmaktan vazgeçmediler. Missy arada sıkılıp kaçıyor onlardan. Mutfak tezgahının lavabosunda yatıyor.

Bunlar analarının dizinin dibinde yatarlarken pek iyiydi. Benim onlar için koşturmam gerekmiyordu. sadece endişeleniyordum iyiler mi, iyi besleniyorlar mı diye. Şimdi ise elimde vileda bir banyo, bir koridor dolaşmaktayım. Çünkü buldukları her bir yana işiyor veletler. Küçük, onların çıkabileceği yükseklikte bir tuvalet ayarladım onlara. İçine de birazcık kum koydum. İlk bir kaç gün kumu yediler sadece. Sonra içlerinden biri akıl edip de işeyince diğerleri de onu yapmaya başladı. Şimdi hepsi kakalarını o kuma yapıyorlar ama çişleri geldiği anda neredelerse oraya salıveriyorlar. Ben de peşlerinden viledalayıp duruyorum.

Evde sekiz kedi çok fazla biliyorum, bu zorluğu yaşıyorum ama elimde olsa, bu küçük dairede yaşamıyor olsam ve gelirim iyi olsa, vermezdim onları kimselere. elime doğdular benim. Öyle alıştım ki onlara nasıl ayrılacağım bilmiyorum. Yakın bir zamanda birer birer gidecekler. Acaba birer birer giderken onlar geride kalanlar onların yokluğunu hissedecek mi? Ya da anneleri? Ben hissedeceğim kesin. Bol bol fotoğraflarını çektim onlara bakar bakar dururum artık.

Bunu görmek lazım anlatmak yetmez... Yani onların evin dört bir köşesinde koşturmalarını, hoplayıp zıplamalarını, birbirileriyle boğuşmalarını, buldukları her şeyi kemirmeye çalışmalarını, tırmanma tahtasını paylaşamayışlarını, gözümün içine meraklı meraklı bakışlarını, yorgun bitap düşünce bazen kuytu bir köşede bazen kapı önünde üst üste yığılıp uyumalarını...

Yoruldum ama bir o kadar da mutluyum.

45 günden çıkardığım dersler:
- Meğer ben ne sabırlıymışım!
- Annelik başka bişi ya. Kedi de olsa insan da olsa...
- Yaramaz kedi kendini daha iki günlükken bile belli eder.
- 6 kediye bir tırmanma tahtası yetmez.
- 8 kediye de 1 görevli yetmez! 

Melek's Garden























two beauty from Melek's dream garden
...
Melek'in düş bahçesinden iki güzel 

July 17, 2011

Reddish



that day
the sky was in flames
...
o gün
gökyüzü alev alevdi

Enjoy the Silence



never mind
if you had a sleepless night
no other than you will enjoy the silence of the city
carpe diem
-the only thing you need is to have a window opening the city-
...
uykusuz bir gece geçirdiysen
dert etme
senden başka hiç kimse şehrin sessizliğinin keyfini çıkaramayacak
şu anın tadını çıkar
-ihtiyacın olan tek şey şehre açılan bir pencere-

Postrain



it makes fell good to walk after the rain
especially when the sky is purple
and you're with a companion
...
yağmurdan sonra yürümek iyi hissettirir
özellikle de gökyüzü morsa
ve bir yoldaşın varsa yanında  

July 16, 2011

Kürk Mantolu Madonna

Meğer ben ne eksikmişim
 seni okuyana kadar

Kürk Mantolu Madonna
İki ay kadar önce okudum Sabahattin Ali'nin bu kitabını. Adını çok duymuştum ama bir türlü fırsatım olmamıştı okumaya. Meğer kitap kendi yaratıyormuş zamanı. Okuyucunun tek yapması gereken kitabı eline almakmış. Yüksek lisans derslerinin ödevleriyle boğuşurken biraz kafamı dağıtmak için kitabı elime aldığımda anladım bunu. Bir kaç sayfa okuyup ödevin başına dönmekti amacım. Kitabı elime aldığımda saat akşam sekizi biraz geçiyordu. Kitabı kapattığımda ise geceyarısına yarım saatten biraz fazla vardı. Kafa dağıtmak niyetiyle başladığım kitabı bir solukta okumuş, rahatlamışlık hissi yerine Maria Puder ve Raif Efendi için üzülür bulmuştum kendimi.

Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali'nin 1943 yılında kaleme aldığı bir roman. Öylesine sade, öylesine içten ve öylesine derin bir aşkın romanı. hayatımda okuduğum en şahane romanlardan biri Kürk Mantolu Madonna. Kitabı kapatır kapatmaz karar verdim buna. Kürk Mantolu Madonna'yı okumayan her okuyucu gibi eksikmişim ben. Tamamlandığımı hissettim. Sabahattin Ali'ye Maria Puder ve Raif efendi eşliğinde teşekkür ettim.

July 15, 2011

Time goes by so fast



if you think that the time is not elapsing enough for you, make a fifteen seconds exposure like what I did. You will see how fast the time goes by. So, the only thing that you should do is to make a move. It's the only way to challenge to time.
...
Eğer zamanın yeterince hızlı geçmediğini düşünüyorsan benim yaptığım gibi on beş saniyelik bir pozlama yap. zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini göreceksin. Bu yüzden tek yapman gereken şey harekete geçmek. zamana meydan okumanın tek yolu bu. 

July 14, 2011

Homoerotik Mitoslar

Eşcinselliğin yasak olmasının en temel nedenidir din. Büyük dinlerin hepsi ağız birliği etmişcesine (tabi ki her biri bir öncekinin biraz daha geliştirilmiş kopyaları oldukları için) eşcinselliği büyük günahlar listesine sokmuşlardır. Antik dönemde ise paganizm hakimdi ve o dönemde yaşayan insanlar, ne şanslılar ki, semavi dinlerin baskıcı ve yasaklayıcı zihniyetine maruz kalmamışlardı. Dolayısıyla tanrılarının dahi (Zeus, Apollon) genç erkeklere aşık olduklarını ve erkeklere tutkuyla bağlandıklarını dile getiren toplumda eşcinselliğe “günah” anlamı yüklenmediği de açıktır.
Zeus Ganimedes'i kaçırması

Zeus’un sekse olan düşkünlüğünü bilmeyen yok ve bir çok kadınla aşk yaşadığını, hatta, seks yapabilmek uğruna çeşitli kılıklara girdiğini de. Zeus gözüne kestirdiği birisiyle, cinsine bakmaksızın, birlikte olabiliyordu; aslolan birlikte olmak istediği kişinin güzelliği ve de Zeus’un onu arzuluyor olmasıydı, gerisi ise teferruattı. Bir gün insan kılığında, bir gün kuğu olarak elde ederken arzuladıklarını, bazen bir yağmur damlası olması yetiyordu. İşte bu aşkların içerisinde bir tanesi dikkat çekici; Zeus’un Ganymedes’e duyduğu aşk. Bu aşkı uğruna, kartal kılığına girerek Troia kralı Tiros’un oğlu Ganymedes’i kaçırıp Olympos’a götürür.[i] Ganymedes bakmaya doyulamayacak güzelliktedir ve Zeus ona tarifsiz duygular beslemektedir. Her an gözünün önünde durması için de onu ölümsüzlerin yaşadığı Oympos’a götürür ve oradaki diğer erkek tanrılar da bu görsel şölenden hoşlanırlar. Ganymedes, orada, tanrılara şarap sunmakla görevlendirilir.[ii] Aslında, bu mitostaki Ganymedes, Antik Yunan’da erkeklerin bir araya geldiği, sabahlara kadar yiyip içerek, felsefe ve siyaset konuştukları, sohbet ettikleri ve eğlendikleri şölenlerde hizmet eden oğlan çocuklarının mitoslara yansımış halidir.

Alternatives



what are you waiting for?
just come on! Jump to the happiness.
... 
daha ne belkiyorsun?
hadi ama! atla mutluluğa.  




You and me
and also the sea
what else do we want?
(may be a shade)
...
Sen ve ben
bir de deniz
başka ne isteriz
(belki bir gölgelik)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaş