June 11, 2012

Karaburun'a kara yoluyla mı?

Karaburun Liman 
Bu yazın ikinci durağını Karaburun olarak seçtik. Hafta sonunda arkadaşlarla Karaburun'a gittik. Çok zamandır Karaburun'a gitmek istiyordum ama bir türlü denk gelmemişti. Kısmet bu yaza imiş.  Karaburun'a gitmek için öncelikle Üçkuyular İlçe garajına gitmek gerekiyor. Yaklaşık olarak her 1 saatte bir minibüs var. Buçuklarda kalkıyor normalde ama dolduğunda da kalkıyormuş. Pazar günleri de ek sefer koyuyorlarmış. İzmir'den Karaburun'a gitmek için ödeyeceğiniz rakam da oldukça makul: 13 TL (2012 Haziran için). İzmir'den 1 saat 45 dakikalık bir yolculukla Balıklıova, Mordoğan üzerinden Karaburun'a varılıyor. Dönüşte de 2 saate yakın sürdü yolculuk çünkü çok fazla indi bindi oldu. 

Ancak karayoluyla Karaburun'a gitmek bence herkesin harcı değil. Hele de benim gibi virajlı yola gelemeyenler için hiç bulaşmayın derim. Balıklıova'dan sonra virajlı yollar başlıyor, öyle böyle değil. Bir sağa bir sola... Soğuk soğuk terler döktüm, midem gitti gitti geldi. O son 50 km bana 500 km gibi geldi. Ama nihayetinde değdi mi, değdi. Çünkü Karaburun halen oldukça bakir bir yer. Sanırım yolun da etkisiyle halen çok insan gelmeyi tercih etmiyor. Denizi çok güzel. İpek gibi yumuşacık. Çok sessiz, köy havasında huzurlu bir yer Karaburun. Ama bir daha otoban yapılana kadar tekrar kara yoluyla gitmeyi düşünmüyorum. 


June 9, 2012

Ne Aradım ne Buldum - Volume İki


Drawing by Frits Ahlefeldt
Bundan yaklaşık 7 ay kadar önce bu blogun ziyaretçilerinden bazılarının arama motorlarında yaptıkları aramalar sonucunda bloga geldiklerini söylemiştim sizlere. Demiştim ki, bir arama motoru vasıtasıyla blogunuzu ziyaret edenlerin hangi kelimeleri aratarak -bir şekilde- size geldiğini görebilirsiniz. Ben de zaman zaman google analytics üzerinden görebildiğim listeye göz atıyorum. Kimisi komik, kimisi insanın hayal gücünü zorlayacak kadar yaratıcı aramalar bunlar. Aranılan içerikteki bir kelime ya da bir kaç kelimeden ötürü de zihnimikadrajı'na geliyorlar ama genellikle aradıkları şeyi bulamıyorlar :) Çünkü zihnimin kadrajı öncelikle ne değil: bir porno sitesi değil! Evet en çok aranan şey bu tahmin edeceğiniz üzere.

Bir yandan da merak ediyorum; içinde "eşcinsellik", "gey" ya da "lezbiyen" geçen bir yazıya, bu kelimelerin yanına sex, porno ve bilimum sekse dair kelime eklenerek yapılan aramalarla ulaşmak için insan kaç sayfa ileri gidebilir ki arama sayfasında! Yani he deyince zihnimin kadrajı çıkmıyordur tahminimce eşcinsellik ve porno yan yana geldiğinde...
Neyse, Google'ın dili olsa da konuşsa, kimbilir ne arama hikayeleri anlatırdı bize. Google'ın dili yoksa benim var! İşte size araştırmacı ve de meraklı Türkiye insanının arama motoruna sorduklarından bir demet daha!

- Amerikan cami (Bu kişinin gerçekten ne aradığını merak ediyorum)
- Antik Yunanda eşcinsellikle ilgili pornolar (O zamanlar henüz çekilmemişti ama şimdi var böyle konulu         pornolar. Nerden mi biliyorum? E yani!)
- Basmaneden bayraklıya nasıl giderim otobüs numarası (hareket memuru gibi mi görünüyorum oradan?)
- Bir erkeği nasıl gey yaparım (Heteroseksüel erkek yoktur az votka vardır diye bir klişe var anacım!)
- Birbiriyle yiyişen kadınlar
- Birecikte s...ş (Birecik geçiyor bir yazıda ama diğerini anlayamadım. Ne bulmayı umdun arkadaşım?)
- Brezilyalı ronaldo gay mi (sana ne kardeşim!)
- Ronaldonun gay olduğunun kanıtı (Bu aramayı TSK yapmış olabilir. Hani fotoğraf ya da video falan)
- Eşcinsellerin kullandığı cümleler (iyice uzaylı muamelesi yaptılar yani)
- Eşcinsel lezler sınıfta (ee tabi hababam sınıfta gibi erkek homososyal bir sınıftan sonra kadın versiyonunu da aramak doğal)
- Eşcinsel toplumların sonu (boşver sonu monu. Ne istiyorsan onu yaşa. eşcinseller ölüyor da heterolar ölmüyor mu ay!)
- Hayvanlarla kısa porno (hem sapık hem de interneti kotalı kullanıyor)
- Hırsızın bir kadınla sex yaparken hali (vaaay be! seni gönül hırsızı yar, açık kapı hırsızı yar!)
- İdeal eşcinsel erkekler (Herkesin ideali kendine. bedenleri nesneleştirmeyelim, metalaştırmayalım lütfen)
- İşeyen lezbiyen fotoları (Sonuçta herkes işediğine göre birileri de çekip koymuş olabilir)
- Kadınlar geyleri neden sever (acaip homofobik kadın tanıdıklarım var. klişe bunlar dostum)
- Kadir İnanır gay olablir (sanmam)
- Kadir İnanır oğlancı (ne diyosuuun!)
- Melih Ç... Kocaeli tel (arkadaşım bu aramayla nasıl geldin. nasıl yollardan geçtin. meraktan ölüyorum)
- Pandoranın kutusunda ne var (Olay halen gizemini koruyor. İçinin boş olduğuna dai bir söylenti var)
- Porno bakmak istiyorum (En doğal hakkın tabi ki ama böyle aramayla porno bulamazsın canım ya)
- Sasalı kuşlarının kaldığı yer (TOKİ toplu konut yaptı onlar için, orada kalıyorlar)
- Sex pornosu (Kafanda nasıl bir şey var anlat bana)
- Su altında sevişen lezbiyenler (Su üstündekilere doymuş değişiklik arıyor)
- Üzerimde olan bir şey (Sen bilmiyorsan google nerden bilsin bacım)
- Vampir lezbiyenler sevişiyor (Bir lezbiyen arkadaşım bana anlatsın. böyle bir fantezi mi var, nedir? Volume bir'e de damgasını vurmuştu bu vampir lezbiyenler. Korkuyorum ya!)

Merak etmeye devam edin!

Volume bir'i de okumak isteyenler için: Ne aradım ne buldum

May 31, 2012

Gey ve Lezbiyen Yazını


Eşcinsel edebiyat nedir? Eşcinsel edebiyat diye bir kategori var mıdır? Eşcinsel edebiyat nerede başlar? Woods, eşcinsel edebiyatı "açık bir eşcinselin eşcinsel olma deneyimi hakkında açık bir şekilde yazdığı yazılardır” şeklinde tanımlarken, Stevens, “gey ve lezbiyen edebiyatı” büyük ölçüde problemli bir kategori olduğunu çünkü eşcinsellikle bağlantılı olarak tartışılan edebiyat da büyük ölçüde kendisini gey olarak tanımlamayan yazarlar tarafından yazıldığını söylemektedir.
 
Tezimin konusunu belirledikten yaklaşık 3 ay sonra çıkan bu kitap bana Sel Yayıncılığın bir hediyesi gibi oldu. Kaynak arayışı içinde olduğum bir dönemde tam da tezimin konusuyla örtüşen bu kitap bana iyi bir Türkçe kaynak olmanın ötesinde rehberlik de ederek queer edebiyat konusunda yapılmış farklı eserlere de yönelmemi sağladı. 

Kıvanç Tanrıyar'ın çevirisini yaptığı, University Collage of London'da İngiliz Dili bölümünde öğretim üyesi olan Huhg Stevens'ın yayına hazırladığı  Gey ve Lezbiyen Yazını, eşcinsel edebiyatın farklı hallerinin ve yansımalarının ele alındığı 13 makaleden oluşuyor. Bu makaleler farklı tarihsel dönemlerde eşcinsel edebiyatının seyrini bize sunmalarının yanında eşcinsel edebiyatın tarihine dair bilgi edinmemizi de sağlaması açısından oldukça değerli. Kitabı değerli yapan en büyük şey ise Gey ve Lezbiyen Edebiyatının konu olduğu çok nadir türkçe kaynaklardan birisi olması. 

May 28, 2012

Kokkari'de bir günün paha biçilmez keyfi


Samos'un kuzeyinde yer alan küçük Kokkari kasabası adanın en büyük şehri Vathi'ye 14 kilometre uzaklıkta. Yol boyunca size zeytin ve çam ağaçlarıyla birlikte sağ tarafınızda deniz eşlik ediyor. Kokkari, bir tepe ve eteklerine yayılmış küçük bir yerleşim yeri. Köyün merkezi oldukça düzenli ve şirin. Tepenin sol tarafında dağların eteklerine kadar uzanan bir plajı var. Ayrıca yine merkezde küçük bir plaj var. Plajın hemen yan tarafında kayalık bir ada ve onu karaya bağlayan kısa yol Kokkari'ye ayrı bir güzellik katıyor. 

Kuşadası limanından yaklaşık 1,5 saatlik bir tekne yolculuğu ile ulaşılan Sisam adasında en çok küçük, sakin ve şirin Kokkari köyünü sevdik. Denizin güzelliğine, deniz ürünlerini bol bol yiyebileceğiniz mutfağına, şaraplarına bayıldık. 
Kokkari


May 22, 2012

Order



Do we need an order?

...

Bir düzene ihtiyacımız var mı?



May 11, 2012

Günübirlik Eski Foça kaçamağı

İzmir'de oturanların günü birlik gidebilecekleri yerlerden birisi Eski Foça. Arabanız varsa basıp gidersiniz, peki ya arabanız yoksa? Bunun için bir alternatif önce kalkıp otogara gitmek, oradan bir Eski Foça otobüsüne binmek. Bir diğer alternatif ise bizim yaptığımız gibi İzban ile gitmek. Bu ikinci yol hem çok daha ucuz hem de pratik. Yani en azından İzmir'in öbür ucundaki otogara gitmek yerine evin önündeki otobüs durağından başlanabildiği için daha pratik geliyor bana. Hele de İzban güzergahında oturuyorsun daha bir kolay.

Foça meydan
Bize en yakın İzban durağı Alsancak ya da Halkapınar olduğu için biz Halkapınar'dan bindik. Halkapınar'dan yaklaşık 50 dakika süren bir yolculukla Hatundere istasyonunda iniyorsunuz. İndiğiniz yerde sizi bir ring servisi bekliyor ve yolcuları aldıktan sonra beklemeden yola çıkıyor. Oradan da 25-30 dakikalık bir yolculukla Eski Foça'dasınız. toplamda maksimum 1,5 saat süren bir yolculuk. Otobüsle gitseniz de bundan daha kısa sürmez zaten. Bir de toplam 3 TL'ye mal oluyor, öğrenciler içinse 1,65 TL'ye. Onca yolu (yaklaşık 70 km) bu kadar ücret ödeyerek gitmeyi sağladığı için İzmir Büyükşehir Belediyesi bir teşekkürü hak ediyor sanırım.

May 10, 2012

Smooth



Işık sarı olduğunda hayat daha yumuşaktır... 

May 8, 2012

Doyamadık biz sana Ohrid



Otobüsten indikten sonra şehir merkezine doğru yürümeye başladık. Birkaç adım attık ki köşede bekleyen birkaç kişi bize otel ihtiyacımız olup olmadığını sormaya başladılar. Biz önceden rezervasyon yaptırdığımız için teşekkür ettik ve yürüdük. Sonradan keşke otel nerede ve geceliği ne kadar diye sorsaydım diye düşündüm. Hani önceden rezervasyona gerek olup olmadığını ve fiyatı kıyaslama şansım olurdu. Biz, sahibi olan ailenin de üst katında yaşadığı bir villanın giriş katındaki odasını tutmuştuk Gecelik iki kişi için 20 € ödedik. Ancak Ohrid’de daha ucuza da hosteller mevcut. Biz şehir merkezinin ve özellikle eski yerleşim alanının çok gürültülü olduğunu okuduğumuz için şehir merkezinden 15 dakika yürüme mesafesindeki bu villada konaklamayı seçtik. Oldukça büyük bir oda ve odanın içindeki geniş banyosuyla gayet konforlu ve temiz yerdi. Tavsiye eder miyim? Ederim. İsmi Villa Stefano. Ev sahibi kadın İngilizce bilmiyor, ancak Türkiye ile çalışan bir tur firmasında çalışan oğlu ki evlerini konaklamaya çevirme işlerinin de organizatörü, bize ayaküstü bir tur planı yapıverdi hemen ve gitmemiz gereken yerleri anlattı. Böylece konaklama ile birlikte tur hizmeti de almış olduk. Aile çok samimi ve güler yüzlüydü. Bize bir de hoş geldin kahvesi ikram ettiler.

May 7, 2012

Makedonya'nın yeşil yolları


Makedonya’da şehirler arası yolculuk yapacaksanız öncelikle Türkiye’de alıştığınız konfora dair bütün bildiklerinizi bir kenara koymalısınız. Bize daha önce bunu kimse söylemediği için biz bu gerçekle otogara gittiğimizde yüzleştik. Skopje otogarı tren istasyonunun hemen altında yer alıyor. Şehir merkezinden yürüyerek 15-20 dakikada ulaşılabiliyor. Eğer Skopje’de kalmadan başka bir şehre geçmek istiyorsanız bir önceki yazımda bahsettiğim havaalanı servisinin bir durağı da burası.

Otogara vardığımızda bilet almak üzere gişelere yöneldik. Ohrid’e gitmek istediğimizi söyledik ve gidiş dönüş bilet aldık. Bunun için kişi başı 730 denar ödedik (yaklaşık 28 TL) ve otobüsümüze binmek üzere perona geçtik. Otobüsümüz henüz gelmemişti. Park halindeki 302 ve Prenses marka otobüslere bakıp onlarla seyahat edeceğimiz için hayıflanırken bizim aracımız yanaştı perona. 3,5 saat yolculuk yapacağımız araç bir minibüstü hatta minicikbüstü. Yapacak bir şeyimiz olmadığı için söylene söylene bindik. Şükür, dolmadı minibüs de iyice sıkışık bir şekilde oturmak zorunda kalmadık. Ancak klimasız ve küçük araçta 3 saatten fazla süren yolculuk son zamanlarda yaptığım en kötü yolculuklardan biriydi. O yüzden şimdi altını çize çize söylüyorum: Sakın Classical Company ile seyahat etmeyin. Bileti satan memura hangi firma olduğunu sorun ve Galicja isimli firmayı tercih edin. Biz bilemedik, siz bilin en azından.

May 6, 2012

Biz Skopje'yi çok sevdik


Ulaşımının ekonomik ve vize derdinin olmamasından dolayı istikamet olarak seçtiğimiz Makedonya’dan ayrılırken bir daha gelmek üzere plan yapacağımız hiç aklımıza gelmezdi ama öyle oldu. 4 gün 4 gece kaldığımız Makedonya’da Skopje ve Ohrid şehirlerini ziyaret ettik, bir sonraki Makedonya seyahatimizde gideceğimiz yerleri belirleyip geri döndük.

 İzmir’den Pegasus’un direkt uçuşuyla Skopje’ye varmamız 55 dakika sürdü. Gitmeden önce havaalanından şehir merkezine bizim havaş misali bir ulaşım aracının olduğunu öğrenmiştik: Vardar Express. Çok yoğun bir hava trafiği olmadığından dolayı bu seferler uçuşlara göre düzenlenmiş. Skopje havaalanının web sayfasından bu seferlerin saatlerini görmek mümkün (http://skp.airports.com.mk). 2012’in Mart ayında başlayan bu seferlerden önce Skopje’ye giden herkes taksilere mahkummuş ve Skopje’de taksiciler tıpkı Türkiye’deki gibi yabancıları pek seviyorlarmış. O yüzden iyi ki bu seferler var artık. Bu servisle kişi başı 100 denar ödeyerek şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Yazının başında hemen 100 Denar’ın yaklaşık 4 TL’ye eşit olduğunu söylemekte fayda var. En makul taksinin sizi 20 € karşılığı götüreceği bilgisini verirsem eminim Vardar Express’i daha çok seveceksiniz.

Toplam 4 noktada duran servisten şehir merkezine gitmek için ineceğiniz durak Holiday Inn. Oradan beş dakikalık bir yürüyüşle kendinizi devasa Büyük İskender heykelinin önünde buluveriyorsunuz. Gitmeden önce otel rezervasyonu yaptırdığımız ve otel bu merkezde olduğu için biz de bu durakta indik ve oteli aramaya koyulduk. Booking.com’da otelin adresi olarak verilen caddenin ismi değiştiği için kalacağımız yeri bulmamız biraz zaman alsa da küçük ama temiz odamıza attık kendimizi. Konaklama için çift kişilik odaya gecelik 34 € ödedik ki bu Skopje’de bulabildiğimiz en ucuz yerdi. Aslında daha ucuz hosteller var (geceliği 8-9 €) ancak biz paylaşımlı banyo ve tuvalet tercih etmediğimizden dolayı biraz daha fazla ödemeye razı oluruz her zaman. Biraz dinlendikten sonra küçük bir tur atmak için dışarıya çıktık.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaş