March 12, 2012
March 7, 2012
Kuş cenneti burada, kuşlar nerede?
Geçtiğimiz hafta sonu havayı günlük güneşlik görünce bahar
heyacanına kapılıp ertesi gün için hemen bir plan yaptık. Ertesi sabah bulutlu
ve güneşin olmadığı bir güne uyanmış olsak da vazgeçmedik planımızdan. Aslında
uzak bir yere, hele de nasıl gidileceğini tam olarak bilmediğimiz uzak bir yere
gitmek için oldukça geç bir saatte buluştuk. Hedefimiz Kuş Cenneti’ydi.
February 13, 2012
February 5, 2012
January 8, 2012
Purple Night
What would make you feel better?
The night
The purple night
The quiet purple night
Do you feel better?
I really do
...
Sana ne daha iyi hissettirirdi?
Bir gece
Mor bir gece
Mor sessiz bir gece
Daha iyi hissediyor musun?
Ben gerçekten hissediyorum
December 25, 2011
Wish List
Yılın son günleri yaklaşınca insan ister istemez durup bir düşünüyor nasıl geçti bu sene diye. Genelde verilen ilk cevap da "çabuk" oluyor. Çabuk mu geçti gerçekten bilmiyorum ama bildiğim benim için farklı bir yıl olduğu. Malum İzmir'e taşındığım için 2011'e de yeni evimde hoşgeldin dedim. Pencereden dışarıya bakmaya henüz doyamadığım günlerdi o günler. Eh insanın ilk kez deniz gören bir evi olunca haliyle böyle oluyor. Ama insan çabuk alışıyor her şeye. Daha seneyi kapatmadan pencereden dışarıya nadiren bakmaya başladım bile. İzmir'e de alıştım, her şeyin çok ağırdan ilerliyor olması da ilk başlardaki kadar canımı sıkmıyor artık. Merdivenlere alıştım, yazın sıcağına da, kışın tek bir odada ısınmaya da.
Yılın ilk aylarında bir sürü terslik yakamı bırakmamıştı. Yıla kötü başlamıştım ama neyse ki sonradan durdu terslikler de bir rahat nefes aldım. Bu yıla dair diğer hayıflandığım şey de yeterince seyahat edememiş olmak. Bir yandan da iyi geldi aslında bu mola. Hele şu an içinde bulunduğum oda tüm yıl boyunca en huzurlu mekanım oldu. Zaten yılı bu odada geçirdim desem yeridir. Bu odada ders çalışması, kitap okuması, müzik dinlemesi çok hoşuma gidiyor. (Tek bu odayı kiralasam da olurmuş yani )
October 16, 2011
İlk Eşcinsel Aktivist
![]() |
| Karl Heinrich Ulrichs |
Sizi dünyanın (bilinen) ilk eşcinsel aktivistiyle tanıştırmak
istiyorum. Bugün, yirmibirinci yüzyılda bile, bir çok insanın söyleyemediğini bundan
149 yıl önce söylemiş, söylemekle kalmamış, eşcinsel için mücadele vermiş bir
hukukçu, seksolog, aynı zamanda yazar ve şair Karl Heinrich Ulrichs.
1862 yılında önce ailesine sonra çevresine kimliğini açıklayan Ulrichs,
1867 yılında da Alman hukukçular kongresinde ilk kamuya açık konuşmasını yapmış.
Kongrede eşcinselliğin bir hastalık, bir günah ya da bir suç olmadığını, aksine
doğal bir şey olduğunu bu yüzden yürürlükte bulunan eşcinsellik karşıtı yasanın
feshedilmesini isteyen bir konuşmaymış bu ama konuşmasını bitiremeden
susturulmuş.
Ulrichs 1862 yılında erkek erkeğe ilişkiyi tanımlamak için Uramismus,
erkeklere ilgi duyan erkeği tanımlamak için de Uranian kelimelerini
türetmiş. Ulrich, bu kelimeyi Yunan Tanrısı Uranos'tan esinlenerek bulmuş. Yine
aynı yıl eşcinsel yönelimi nedeniyle yargılanan bir arkadaşı için
mahkemeye bir savunma yazmış, savunması reddedilmiş olsa da, o yazmaya devam
etmiş.
1864 yılında daha sonra yasaklanan ve toplantılan kitabı Vindex’i
yazmış, bu kitap aynı cins birlikteliklerden ilk kez pozitif olarak bahseden
kitap olarak geçiyor kayıtlarda. Bu kitapta ailesini korumak için Numa
Numantius ismini kullanmış ancak açıldıktan sonra da kendi ismini kullanarak
yazmaya devam etmiş.
Gregory Woods, A History of Gay Literature isimli çalışmasında Ulrichs’den
eşcinsel aktivizmin öncülerinden birisi olarak söz ediyor. Ulrich, 1865 yılında
hayalini kurduğu, eşcinsellerin bir araya gelebileceği birliğin tüzüğünü kaleme
almış. Hubert Kennedy, bu taslak metnin, eşcinsellerin eşit hak arayışı yolunda
ilk örgütlenme girişimi olması açısından tarihi bir öneme sahip olduğunu
söylüyor. Bu birliğin amaçlarını okurken sanki bugünkü eşcinsel derneklerin
tüzüklerini okur gibi oluyor insan. İşte size kurmayı hayal ettiği
derneğin/birliğin amaçlarından birkaç örnek:
- Eşcinselleri içinde bulundukları tecrit ortamından çıkarıp,
dayanışma bağıyla birleştirmek
- Bir eşcinsel edebiyat oluşturmak
- Eşcinsellerin doğuştan gelen insan haklarının savunmak
- Eşcinselliklerinden ötürü acı,
eziyet çeken ihtiyaç ve tehlike altındaki bireylere yardım
etmek, gerektiğinde onlara uygun geçim kaynağı
bulmalarında yardımcı olmak
- Uygun eşcinsel yazıların yayınlanmasına yardımcı olmak
Günümüzde halen bu tüzük taslağında yazılan amaçlara ulaşmak için, dahası
eşcinselliğin günah olmadığına, suç olmadığına, doğaya aykırı olmadığına
insanları, devletleri ikna etmek için sokaklara çıkıyor olmamız da alınan yolun
gerçekten bir arpa boyunu geçememiş olduğunun üzücü bir göstergesi. Kimbilir
belki Ulrich’ten önce de şimdi bizim eşcinsellik dediğimiz -o dönemde adına her
deniyorduysa- şeyi savunanlar, eşit hak isteyenler, uğrunda mücadele edenler
olmuştur. Ancak onlar ortaya çıkana kadar bizim ilk eşcinsel aktivistimiz Karl
Heinrich Ulrichs olacak.
Karl Heinrich Ulrichs’in hayatı ile ilgili daha fazla bilgi almak için
Hubert Kennedy’nin çalışmasına göz atabilirsiniz. İşte bu da linki: http://home.earthlink.net/~jeffb24/Ulrichs.pdf
Kaynaklar
Fone, B., Homophobia, 2000, Picador, s. 278-278-294
Woods, G., A History of Gay Literature, 1998, Yale University
Pres, s. 1-181
Kennedy, H., Pioneer of the modern gay movement, 2002: San Francisco,
Peremptory Publications,s. 107
http://www.angelfire.com/fl3/celebration2000/ erişim:
16.10.2011
October 3, 2011
Ne aradım ne buldum
Blogger kullananlar bilir, bir arama motoru vasıtasıyla blogunuza gelenlerin hangi kelimeleri aratarak size geldiğini görebilirsiniz. Blogger top 10 listesini gösteriyor ama ben Temmuz ayından bu yana google analytics de kullandığım için kimin neyi aratarak benim bloguma yolunun düştüğünü görüyorum ve bazen gerçekten çok gülüyorum.
Google'ın dili olsa da konuşsa, kimbilir ne arama hikayeleri anlatırdı bize. Google'ın dili yoksa benim var! İşte size araştırmacı ve de meraklı Türkiye insanının arama motoruna sorduklarından bir demet.
- 12 tane 3 üncü sınıf kitapları oku (Anıl'ın üçüncü sınıf kadın kitabı ile ilgili yazıya gelir!)
- Avcılarda beraber olmak isteyen gayler ( teknoloji o kadar gelişmedi sanırsam)
- Çekici seksi kadınlar pornosu ( allah allah!)
- Eş cinsel çıplak kadınlar
- Eşcinsel kadınlar görüntüleri
- Eşcinsellerin özellikleri (kullanmadan önce iyice çalkalayınız)
- Gay erkek karısıyla yatmak için hap kullanıyo (bu aramadan çok ispiyonlamaya benziyor!)
- Gay erkek çıblak resimleri (bir thumblr mi açsam acaba? )
- Hollanda eşcinselliğin normal görülmesi sakıncaları (ben de merak ettim ne buldu sonunda)
- Kadın kocasını cinsel açıdan nasıl baştan çıkarır (bilsem söylerdim valla n'olacak!)
- Kadir İnanır gay sex (var mıymış ki?)
- Kadir İnanır ile ünlü kadınların pornosu ( gey yoksa kadınlarla olsa da olur. Maksat küçük Kadir'i görmek)
- Lezbiyenlikle ilgili kıssalar
- Oğlancılık yaşları (ilginç)
- Plajlarda soyunma kabini görüntüleri (Hangi yazıya geldiğini gerçekten merak etmekteyim)
- Sapık eşcinsellerin pornosu ( yorumsuz)
- Ergenlik döneminde eşcinsel ilişkiye girdim (Ben de girdim bişey olmadı)
- Şok gazetesinin seksi fotoğrafını gör
- Vampir lezbiyenler (True Blood sonrası merak)
- Hayvanlarla cinselliye girenler
- yaşlı erkek ve genç erkek arasındaki homoseksüel ilişki (aşkın yaşı yoktur dostum)
- Menem bir şeymişsin (öyle miyim?)
- Nadir bizi (diskoya götür :P)
Meraklı günler sevgili okurlar :)))
October 2, 2011
Suyun Altı - Üstü Halfeti
Antep'e kadar gelmişken Halfeti'ye gitmeden olmazdı. Olmadı da
zaten. Halfeti Urfa'nın bir ilçesi ama Antep'e Urfa'dan birazcık daha yakın.
Eski ve Yeni Halfeti olarak iki şehir var ve haliyle her yeni şehir gibi
yenisinde bir numara yok. Biz de yenisini değil, bir kısmı sular altında kalmış
eskisini görmeye gittik zaten. Eski Halfeti'nin bir kısmı Birecik barajının
suları altında kalınca Yeni Halfeti'yi kurmak icap etmiş. Eskisine 10 km kala
yenisini de uzaktan görmek mümkün. Bir önceki yazıyı
bitirirken bir saat süren araba kiralama çabamızdan bahsetmiştim. Nihayetinde
bir araç bulabildik. Genelde her yerde de olduğu gibi hafta sonu kiralık araç
bulmak zor oluyor. Aynısı burada da oldu. Yoksa araç kiralamak için bir sürü
ofis var. Biz son ana bıraktığımız için böyle oldu. Neyse, sonunda bir araç
bulduk ve 1 günlüğüne 100 TL ödeyerek aracı kiraladık. Yaklaşık bir 20 dakika
sonra da yola çıkmıştık bile. Ancak saat 3'e geliyordu. kaba bir hesapla 5
civarı Halfeti'de oluruz diyerek yola çıktık. (Nitekim olduk) 6 kişi olduğumuz
için arkada ben, Elçin, Ezgi ve Ceren epey bir sıkıntı çektik ama Halfeti için
değerdi. Arabayı kiraladığımız kişinin bize KGS geçiş kartı vermesine rağmen
biz otobana girmeyi tercih etmedik. Kartı doldurmakla falan uğraşmayalım diye. Yani
istenirse Antep'ten Birecik'e kadar otobandan da gidilebiliyor. Bizim gitmeyi
tercih ettiğimiz yol da oldukça düzgün bir yoldu.
![]() |
| Birecik |
Birecik'e geldiğimizde 5 dakikalığına fotoğraf molası verdik.
Birecik’in en dikkat çeken şey dik bir yamaç üzerinde kurulu olan kalesi. Belli
ki büyük bir kaleymiş zamanında, şimdi ise ayakta kalmış bir burç ve duvar
kalıntıları var. Fırat nehrinin üzerinden geçip kalenin alt tarafındaki yolda
verdik molamızı. (Sonradan o yolun yanlış yol olduğunu anlayacaktık ama iş
işten geçmiş olacaktı) Suyun mavisi çok güzeldi ve öylesine parlak yansıtıyordu
ki yüzeyinden güneşi suya bakmayı imkansızlaştırıyordu bu parlaklık. Kısa bir
moladan sonra, yolun geri kalan üçte birlik kısmı için çıktık yola. Dediğim
gibi girdiğimiz yol yanlış yol olduğu için hem bozuk bir yoldan gitmek
durumunda kaldık hem de süreyi uzatmış olduk. Dönüşte fark edip doğru yola
girmeyi başardık ama.
September 23, 2011
Antep güzel, biz ondan güzel
![]() |
| Antep Kalesi ve adını bilmediğim bir han |
Subscribe to:
Posts (Atom)



