January 11, 2013

Eşcinsellik Batı'dan mı geldi?


Eşcinselliğin Batı icadı olduğu, bize de Batı’dan geldiğine dair ciddi inanışlar vardır. Eşcinsellik deyince ilk akla gelenin Antik Yunan olmasının etkisinin haricinde, bu inanma isteğinin temelinde elbette ki ataerkil düzenin gerektirdiği eil söylemin ve onun değerlerin payı büyüktür. Erkekliğin bu kadar yüceltildiği bizimki gibi toplumlarda eşcinselliğin var olageldiğinin kabul edilmesi bir nevi erkekliğe leke sürmek olacağı için “bizden değildir” diyerek reddetme yolu tercih edilir. Bu yüzden Türk toplumunda eşcinselliğin olmadığı, bunun Batı’dan gelmiş bir illet olduğu düşünülür ve söylenir. Böyle midir gerçekten? Elbette ki hayır, Türkiye’nin Doğu’suna şöyle göz ucuyla bile baktığımızda böyle olmadığını kolaylıkla görebiliriz. İşte size Doğu’dan bir kaç örnek.
 
 
Douglas Sanders, Kanada’da British Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden emekli bir profesör ve son on yıldır Asya’da eşcinsel birliktelikler üzerine araştırmalar yapıyor ve Tayland’da bir üniversitede misafir öğretim görevlisi olarak ders veriyor. ILGA Dünya Konferansı sırasında Sanders’in yaptığı bir sunuma katılma şansı buldum. Sanders, Asya’da hem cins birlikteliklerin varlığının antik ve orta çağ Hindistan’ından eski Çin’e ve Japonya’ya kadar uzandığını ve bunun çeşitli metinlerde kendisine yer bulduğunu belirtiyordu sunumunda. Çin’de erkekler ve kadınlar arası ilişkilerin edebi metinlerde yer alması M.Ö. 600 yılına kadar uzanmaktadır. M.Ö 2. Yüzyıl boyunca hüküm sürmüş Han Hanedanlığı dönemi erkek eşcinselliğinin yüceltildiği bir çok edebi metine imkan tanıyan bir yüz yıl olarak bilinmektedir. Ayrıca 15. Yüzyılda bir grup antolojistin erkek eşcinselliğinin yer aldığı metinleri bir araya getirdikleri Records of the Cut Sleeve isimli antoloji Çin’in iki bin yıllık kültürel tarihindeki eşcinsel ilişkilere ışık tutmaktadır.

Japonya’da da hemcins ilişkinin yazılı tarihi bin yıldan daha geriye kadar uzanmaktadır. Çin’in erkekler arası ilişkilerini konu alan edebi metinlerinden esinlenerek yazılan Japon hikayeleri ve şiirlerinde, shudo ya da nanshoku olarak tabir edilen erkekler arası aşk ve cinsellik konu edilmiştir. Samuray geleneğinde de erkekler arası ilişkiler kendisini göstermektedir.

Douglas, eski Hint geleneğinde de hemcins ilişkinin meşru bir ilişki olduğunu, Kama Sutra’nın Auparisthaka bölümünün de çoğunlukla eşcinsel ilişkilere ayrıldığını söylüyor. Bunun yanında Kanarak ve Khajuraho gibi Ortaçağ Hint döneminde inşa edilen tapınaklarda da lezbiyen ve gey homoerotik sahnelerinin yer aldığı oymalar ziyaretçilerini selamlıyor. Zaten Hinduizm, cinsel çeşitliliğe önem veren ve hemcins arzusunu da doğal bir arzu olarak gören bir felsefeye sahip. Bu yüzden Eski Hint döneminde gerek oymalarda ve heykellerde gerekse metinlerde hemcins arzusu ve ilişkisi “doğal” bir şekilde sunulduğu görülüyor.

Asya’nın geçmişine ışık tutan bu Hint, Çin ve Japon metinleri hemcinsler arası ilişkilerin binlerce yıldır Doğu’da var olduğunu gösteriyor. Daha yakına geldiğimizde ise İran’ın ve Arap dünyasının geleneklerinde hemcins ilişkinin var olduğunu, toplum tarafından hoş karşılandığını ve hamamlar, bazı eğlence yerleri gibi alanlarda rahatlıkla yaşandığını biliyoruz. Öyle ki Safevi Handedanlığı döneminde “Amrad Khane” denilen erkeklerin erkeklere hizmet etmek üzere çalıştıkları genelevler yasal olarak tanınmış ve hatta vergiye bağlanmış.

Çok kısaca sözünü ettiğim örnekler de gösteriyor ki eşcinselliğin Batı’dan geldiği falan yoktur. Aslında eşcinsellik herhangi bir yerden de gelmemiştir. Eşcinsellik zaten insanın yaşadığı her yerdedir. Bunun için herhangi bir milletten ya da kültürden olmak gerekmez.Doğu’sundan Batı’sına, Kuzey’inden Güney’ine dünyanın her yerinde binlerce yıldır var olagelmiştir.

Ancak gerçekten eşcinsellikle ilgili Batı’dan gelen bir şey vardır. Homofobi ve eşcinselliğin yasaklanması Batı’dan gelmiştir. Bakın, şu anda Asya’da ya da Afrika’da eşcinselliğin yasak olduğu, eşcinsellerin hapis ya da ölüm cezasına çarptırıldığı ülkelerin büyük çoğunluğu bir zamanlar Batı’nın, çoğunlukla da İngilizlerin sömürgesi olmuş topraklardır. Binlerce yıl cinsel çeşitliliği destekleyen, hemcinsler arası illişkileri de insana özgü arzulardan birisi olan gören Asya felsefesi, Asya ülkelerinin bir bir İngilizlerin himayesi altına girmeleriyle kültürel bozulmaya uğramışlardır. İslam dünyasında olduğu gibi Ortaçağ Avrupası’nda da 1533 yılına kadar dini referanslarla günah sayılan ve ayıplanan eşcinsellik, ilk kez 1533 yılında dini referansların dışında, bir kanunla suç olarak ilan edilmiştir. İngiltere Kralı VIII. Henry tarafından! Böylece eşcinsel edimler kanunen suş sayılmaya ve edimleri gerçekleştirenler de ölüm de dahil olmak üzere ağır cezalara çarptırılmaya başlanmıştır. Kısa bir sürede de bütün Avrupa’yı bu yasaklar kuşatmıştır. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa bu ayıbını düzeltmek üzere adımlar atmaya başlamıştır. İngiltere eşcinselliği ancak 1967 yılında suç olmaktan çıkarırken, eski sömürgelerinde yaşayan eşcinsel ve transseksüeller o dönemden kalma kanunların hala yürürlükte olmasından ötürü günümüzde dahi çeşitli şekillerde cezalandırılmaya devam edilmektedir.

Eşcinsellik sanıldığı gibi bir yerden gelmemiştir, bir topluma, bir kültüre, bir yaşayış biçimine ait bir olgu değildir. Murat Bardakçı, Osmanlı’da Seks isimli kitabında bu toprakların “eşcinsellik batıdan gelmiştir” türküsünün gerçeği yansıtmadığını söylerken, eşcinselliğin batıdan gelen bir kavram ya da alışkanlık değil aksine Batılılaşmayla birlikte “utanılan” ve “saklanan” bir eğilim haline dönüşen bir gerçeklik olduğunu belirtmektedir. Evet, bu topraklarda da tıpkı Doğu’da olduğu gibi, tıpkı Batı’da olduğu gibi, tıpkı dünyanın insanların yaşadığı her bölgesinde olduğu gibi eşcinsellik hep vardı ve var olmaya da devam ediyor. Bunun için coğrafi bir kaynak aramaya da gerek yok, bu eğilim bizim kendi içimizde ve biz her neredeysek eşcinsellik de o coğrafyada.

Yararlanılan Kaynaklar:
Gregory Woods, A History of Gay Literature,Yale University Press: 1999
Byrne Fone, Homophobia, Picador:2000
Douglas Sanders, Same-Sex Marriage in Asia, Konferans sunumu, 15 Aralık 2012,
Murat Bardakçı, Osmanlı’da Seks, İnkilap:2005

No comments:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaş