July 28, 2011

Sadece 365 günden 1’i (mi?)

35 yıl 2 ay önce
Evet malumunuz bugün benim doğum günüm. Nasılsa bir çoğunuz facebooktaki sayfanızın sağ tarafında bugün benim doğum günüm olduğunu görüyorsunuz. O halde doğum günümde böyle bir yazı paylaşmamın da bir mahsuru yok.
Geleyim sorunun cevabına: elbette ki hayır! 365 günden 1'i değil bugün! Biliyorum kimileriniz gayet cool bir şekilde “elbette öyle, ne önemi var” diyorsunuz. Siz de haklı olabilirsiniz ama bugün benim doğum günüm olduğu için ben daha haklıyım. Şimdi diyeceksiniz ki dünya üzerinde kim bilir kaç kişi bugünü kendine özelmiş gibi kutluyor. Ben söyleyeyim hemen. Ortalama bir hesapla 19-20 milyon kişi. Şimdi gerçekten de 20 milyon kişinin birden kendi doğum günü olarak kutsadığı/kutladığı bugün ne kadar bana özel olabilir?

Kesinlikle çoook özel olabilir. Bugün benimle birlikte kaç kişinin doğduğunun hiç mi hiç önemi yok. Önemli olan benim doğmuş olmam hahahayt! (Aslan burcu, olucak o kadar) Asıl konumuza geri dönelim sonra da kısa bir nostalji yapacağız hep birlikte. Şimdi insan doğum gününde ister istemez (ister ister) hatırlanmayı, bir iki çift klişe de olsa güzel söz duymayı, pohpohlanmayı, el üstünde tutulmayı, gururunun okşanmasını, öpücüklere, kucaklara ve deee hediyelere boğulmayı ister. Ama gelin görün ki ben gibi yaz ortası çocuklarının kaderi çok fenadır. Kader ağlarını daha biz doğarken örmüştür. Okul zamanı bir bir doğum gününe katıldığınız, mumları üflemeleriyle alkış tutup “iyi ki doğdun bilmem kim” dediğiniz arkadaşlarınız yoktur ortalıkta, tatildir çünkü. O yüzden öyle şaşalı doğum günü partileri de olmaz pek yaz ortası çocuklarının. Böylece anne, baba, kardeşler ve şanslıysanız bir iki arkadaşınız eşliğinde söndürürsünüz mumları, zaten o na da parti değil ancak sönük bir kutlama denilir. Tabi ki doğum günü partisi yapamamanın en kötü yanı da hediye alamamaktır. Tıpkı hiç evlenemeyecek bir eşcinselin evlenen arkadaşlarına habire küçük altın takması gibi. Hiçbir zaman kendisine bir şey takılmayacaktır. Altın yani. Yazık ay! Velhasıl işte yaz ortası çocuklarının çocuklukları böyle bir travmayla geçer. Üniversitede de durum farklı değildir elbette. Doğum günlerini eller havaya şeklinde kutladığınız arkadaşlarınızdan bir iki kart, bir mesaj, bir email alırsanız ne mutlu size ama genelde tatilde oldukları için insanlar o da kaynar gider arada.

Hatırlanmak güzel şey yine de. İki kişi de olsa, üç kişi de. Yaz ortasında doğup harika bir burca sahip olabilirsiniz ama işte bu mükemmellik böyle ufak aksaklıkları da beraberinde getiriyor. Eee her şeyin bir bedeli var elbette. Hatırlanmak güzel şey dedim ya. Malum benim tevellüt eski sayılır. O yüzden nostalji yapmamda hiç sakınca yok. Hem bugün benim doğum günüm, her istediğimi yaparım.

Eskiden çok eskiden insanlar kart atardı birbirlerine bilir misiniz? Özel günlerde. Doğum günlerinde de… Eskiden birinin doğum gününü hatırlamak için oldukça düzenli ve titiz olmak gerekirdi. Küçük bir not defteri ya da fihrist alınır, değer verdiğiniz arkadaşlarınızın doğum tarihleri itinayla oraya yazılır, düzenli olarak o fihrist kontrol edilir, en az 4-5 gün öncesinden güzel bir kart seçilip el yazısıyla güzel birkaç söz yazılır, zarfa koyulur, üzerine pul yapıştırılıp postaneye götürülür ve postalanırdı. İşte böylesine bir emekle hatırlanırdı insanlar. Böylesine hatırlanmak sanırım yüzlerce kişinin katıldığı bir parti ile doğum günü kutlamanın verdiği hazdan çok daha fazlasını verir insana. İşte o yüzden o kartlar halen özenle saklanır. İşte o yüzden bu kadar değerlidirler. Kart atamayanlar da genellikle akşam saatini bekler, ev telefonundan arayarak doğum günü kutlardı. O zamanlar herkese istediğiniz zaman ulaşılamıyordu. Ya evde ya da işyerinde olması gerekiyordu doğum günü çocuğunun doğum gününün kutlanabilmesi için. Sonra yavaş yavaş cep telefonları yaygınlaşınca kart sayısında bir azalma oldu. Üstelik artık akşam evde olunan vakitleri de beklemek gerekmiyordu. Sabahın köründen gecenin yarısına kadar telefonda sürpriz yapılabiliyordu. Bu arada özenle, el yazısıyla yazılmış iyi dileklerin yerini sms almıştı. Olsundu, bu da güzeldi. Önemli olan hatırlanmaktı işte.

2000’lerin sonu ile birlikte sıklıkla emaili kullanır olduk doğum günü kutlama mesajlarında. Hatırlarsınız belki, ki halen kullanılıyordur, Birthday Reminder isimli bir web sitesi vardı. Oraya üye olup arkadaşlarınızın doğum tarihlerini girdiğinizde doğum gününden birkaç gün önce hatırlatıcı bir email alırdınız, bir de tam doğum gününde. Bu da fihrist tutmak kadar olmasa da emek harcanması gereken bir işti ve uzun bir süre insanların işine yaradı. Ta ki facebook hayatımıza girene kadar. Şimdi artık herhangi bir yere not almamız, aklımızın bir köşesinde tutmamız, bir yerlere üye olmamız gerekmiyor. Facebook bize her şeyi söylüyor (tabi arkadaşınız doğum tarihini doğru girdiyse), bize de sadece -üşenmezsek, vaktimiz varsa- duvarına birkaç kelime yazmak düşüyor sadece. Hatırlamak ve hatırlanmak bu kadar basit artık. Tabi ki buna gerçek anlamıyla hatırlamak denilmez takdir edersiniz ki. Yanlış anlamayın bu da bir şey. Ben bile - ki önem veririm böyle günlere- zaman zaman atlıyorum birilerinin doğum günlerini. Birazdan yazarım diyorum ama gün kısa, bitiveriyor. O yüzden hafife almıyorum bu iyi dilek mesajlarını da, sonuçta değer vermektir bu da. Facebookta hesabı olmayan, olup da oraya bakmadan arayan insanlar da var hala. Onların doğum tarihleri de benim aklımda kazılı tabi ki. Onların da zaten tevellütleri en az benim kadar.

Velhasıl 365 günden 1’i değil bugün. Özel bir gün. İnsanın hatırlanmayı beklediği gün. Ama bir kartla, ama bir telefonla, ama bir mesajla, ama bir duvar iletisiyle. Evet eskisine kıyasla daha az zahmetli olabilir ama yine de güzel be hatırlanmak. Yaşlanıyor muyum ne?

Bugün benim doğum günüm, 36 yaşımı doldurduğum gün. Benim için özel bir gün. Bugün oturup geçen 36 yılı düşüneceğim. Vay be ne çabuk geçmiş diyeceğim. Ama aslında bileceğim ki çabuk geçmedi. Öyle geliyor insana her geçip giden şey gibi… Oohhh iyi ki doğmuşum be J

Bakın bugün doğan birkaç kişi benden başka; Marcel Duchamp (Fransız sürrealist ressam), Karl Popper( Avusturya kökenli İngiliz filozof), Pavel Alekseyeviç ÇerenkovNobel Fizik Ödülü sahibi Rus fizikçi), Charles Townes (Nobel Fizik Ödülü sahibi ABD'li fizikçi), Alberto Fujimori(Peru devlet başkanı), Pink Floyd (İngiliz müzisyen), Hugo Chávez (Venezuela devlet başkanı)* Gördüğünüz gibi hiç de sıradan insanlarla paylaşmıyorum doğum günümü, hıh!

Bakın bu da eğlenceli birkaç bilgi.(bkz.) Eğer doğduğum günden bu yana saçlarımı hiç kesmeseymişim yaklaşık 5,24 metre, tırnaklarım ise 1,32 metre olacakmış. İyi ki kesmişim yahu!

Siz bu yazıyı okurken ben uzun zamandır doğum günümde bulunmadığım bir yere doğru gidiyor olacağım. Ayvalık'ta eski arkadaşlarımla kutlayacağım çünkü doğum günümü bu sene. Bu ekiple yanılmıyorsan en son 1998'de kutlamıştık doğum günümü. Lunaparka da gitmiştik hatta. İlhan İrem albümü hediye etmişlerdi bana. (1996 mıydı acaba o lunaparka gittiğimiz yıl) aman neyse işte uzuuun zaman olmuş belli ki. Hem annem de öper beni bol bol. Sadece öpmez börek de açar bana. Ne mutlu ne mutlu. Darısı diğer 28 temmuz doğumluların başına. (bir de sevdiceğim olsaydı yanımda daha bir süper olacaktı ama n'apalım )

*    wikipediadan arak.

No comments:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Paylaş